Tagged
sinema


10:19 am, BY benbizzatkendim[1 note]

picture HD
En passion (1969)
Ingmar Bergman

Andreas Winkelman: I’m dead. No, that’s too melodramatic. I’m not dead. But I live without self-respect. I know it sounds silly and pretentious. Most people live without self-esteem. Humiliated at heart, stifled, and spat upon. They’re alive and that’s all they know. They know of no alternative. Even if they did, they would never reach out for it. Can one be sick with humiliation? Is this a disease we have to live with? We talk so much about freedom. Isn’t freedom a poison for the humiliated? Or is it merely a drug the humiliated use in order to endure? I can’t live like this. I’ve given up. I can’t stand it anymore. The days drag by. I’m choked by the food I swallow, the shit I get rid of, the words I say. The daylight screams at me every morning to get up. Sleep is only dreams that chase me. The darkness rustles with ghosts and memories. Has is ever occurred to you that the worse off people are, the less they complain? Finally, they’re silent even if they’re living creatures with nerves, eyes, and hands. Vast armies of victims and hangmen. The sun rises and falls, heavily. The cold approaches. The darkness. The heat. The smell. They’re all silent. We can never leave. It’s too late. Everything’s too late. 

En passion (1969)

Ingmar Bergman


Andreas Winkelman: I’m dead. No, that’s too melodramatic. I’m not dead. But I live without self-respect. I know it sounds silly and pretentious. Most people live without self-esteem. Humiliated at heart, stifled, and spat upon. They’re alive and that’s all they know. They know of no alternative. Even if they did, they would never reach out for it. Can one be sick with humiliation? Is this a disease we have to live with? We talk so much about freedom. Isn’t freedom a poison for the humiliated? Or is it merely a drug the humiliated use in order to endure? I can’t live like this. I’ve given up. I can’t stand it anymore. The days drag by. I’m choked by the food I swallow, the shit I get rid of, the words I say. The daylight screams at me every morning to get up. Sleep is only dreams that chase me. The darkness rustles with ghosts and memories. Has is ever occurred to you that the worse off people are, the less they complain? Finally, they’re silent even if they’re living creatures with nerves, eyes, and hands. Vast armies of victims and hangmen. The sun rises and falls, heavily. The cold approaches. The darkness. The heat. The smell. They’re all silent. We can never leave. It’s too late. Everything’s too late. 
07:35 am, BY benbizzatkendim[4 notes]

audio
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Chantal Goya - “Laisse-moi”

08:19 am, BY benbizzatkendim[6 notes]

picture HD
Safar e Ghandehar -2001
Mohsen Makhmalbaf
“Kız kardeşlerim! Bu okuldaki son gününüz. Afganistan’da okula gidemezsiniz,orada okul yok. Evde oturmak zorundasınız. Ama ümidinizi kaybetmeyin. Eğer duvarlar yüksekse gökyüzü daha yüksektir. Bir gün dünya içinde bulunduğunuz durumu görecek ve size yardım edecektir. Eğer bu gerçekleşmezse güçlü olmak zorundasınız. Gözlerinizi kapatın,bir karınca olduğunuzu hayal edin. Eğer gözlerinizi kapatıp bir karınca olduğunuzu düşünürseniz ev size daha büyük görünecektir.”

Safar e Ghandehar -2001

Mohsen Makhmalbaf

“Kız kardeşlerim! Bu okuldaki son gününüz. Afganistan’da okula gidemezsiniz,orada okul yok. Evde oturmak zorundasınız. Ama ümidinizi kaybetmeyin. Eğer duvarlar yüksekse gökyüzü daha yüksektir. Bir gün dünya içinde bulunduğunuz durumu görecek ve size yardım edecektir. Eğer bu gerçekleşmezse güçlü olmak zorundasınız. Gözlerinizi kapatın,bir karınca olduğunuzu hayal edin. Eğer gözlerinizi kapatıp bir karınca olduğunuzu düşünürseniz ev size daha büyük görünecektir.”

07:11 am, BY benbizzatkendim[18 notes]

audio
[Flash 9 is required to listen to audio.]

İnsanlar yalnız yaşayabilirler mi?

image

Masculin féminin: 15 faits précis - 1966

Jean-Luc Godard 

12:17 pm, BY benbizzatkendim[40 notes]

picture HD
kahramani:

- Ta’m e guilass, Abbas Kiarostami, 1997.

kahramani:

Ta’m e guilass, Abbas Kiarostami, 1997.

03:39 pm, BY benbizzatkendim[119 notes]

video

Made in U.S.A - Jean-Luc Godard (1966)


Marianne Faithfull’un, As Tears Go By ile filme güzellik kattığı bir sahne. 

05:20 pm, BY benbizzatkendim[7 notes]

picture HD
Europa - 1991
Lars von Trier

Because I don’t want this train to go to Munich, Bremen, Frankfurt or fucking Auschwitz! I want it to stay right here.

Europa - 1991

Lars von Trier

Because I don’t want this train to go to Munich, Bremen, Frankfurt or fucking Auschwitz! I want it to stay right here.

05:06 pm, BY benbizzatkendim[6 notes]

video

gregorumsamsam:

“Kaplumbağalar da uçar” filminin görüntüleri üzerine;

Mor Karbasi - Judia

10:25 am, BY benbizzatkendim[12 notes]

audio
[Flash 9 is required to listen to audio.]

image

Le Dernier Métro (The Last Metro) François Truffaut’nun en sevdiğim filmlerinden biri. Aşkların,arnavut kaldırımlı sokaklarında söylenen fransızca şarkıların ve düşlerin şehri Paris’te İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde kalmış bir tiyatro sahnesi,Yahudi olması sebebiyle saklanmak zorunda kalan bir yönetmen ve sahne ışıklarının karanlığa gömülmemesi için savaş veren insanların hikayesi… 

Film adını, 23:00’dan sonra başlayan sokağa çıkma yasağı sebebiyle son metronun Parisliler için taşıdığı önemden alıyor. Bunun yanında o dönem tiyatrolara ve sinemalara olan aşırı ilginin açıklaması ise bir hayli trajik: “Açlık yüzünden saatlerce yiyecek kuyruğunda bekliyor ve evde üşüdüklerinden her gece tiyatrolara koşuyorlar.” 

Truffaut’nun “Sinema kadını anlatma sanatıdır.” sözü etrafında şekillenen ve filmlerinde sıkça rastlanan “güçlü ve tutkulu kadın” imajına uygun bir karakter olan Marion Steiner’ı canlandıran tüm zamanların en güzel kadınlarından biri olan Catherine Deneuve için bir kadın sahneye ancak bu kadar yakışabilir diye düşünmeden edemiyor insan. Ve Gerard Depardieu faktörü!  Belki ‘yakışıklı’ değil fakat tuhaf bir çekiciliğe sahip büyük aktör bu filmde de deyim yerindeyse göz dolduruyor. Bir arkadaşım onu -Eyfel Kulesi kadar hatırda kalır bir yüze sahip- sözü ile özetler.

Ve fonda çalan “Mon amant de Saint-Jean” ise, Lucienne Delyle tarafından söylenen kırık bir aşk hikayesinin anlatıldığı nefis bir şarkı. Filmin bu şarkıyla başlaması bir romanın ilk cümlesini okurmuş gibi bir heyecan yaratıyor ve film boyunca yer yer duyulan şarkıya hikayenin ruhunu ortaya koymak adına Truffaut’nun büyük bir rol verdiği hissine kapılıyorum.

The Last Metro için belki Truffaut’nun en iyi filmi değil ama aşk,yalnızlık,tarih,sadakat,şüphe kavramlarını naif bir yaklaşımla ele almasıyla izlenmeye değer bir filmi diyebilirim. 

01:46 pm, BY benbizzatkendim[6 notes]

picture
Fahrenheit 451 (Değişen Dünyanın İnsanları) - 1966
Roman:Ray Bradbury   
 François Truffaut


“Pazartesi Miller yakarız, salı Tolstoy, çarşamba Walt Whitman, cuma Faulkner, cumartesi ve pazar da Schopenhauer ve Sartre…”

Fahrenheit 451 (Değişen Dünyanın İnsanları) - 1966

Roman:Ray Bradbury   

François Truffaut

“Pazartesi Miller yakarız, salı Tolstoy, çarşamba Walt Whitman, cuma Faulkner, cumartesi ve pazar da Schopenhauer ve Sartre…”

03:13 pm, BY benbizzatkendim[9 notes]

picture
Project Nim - 2011
“Hayvanların bizim gibi bir kişilikleri olabileceğini bilmiyordum. Temiz kalpli olmalıydınız. Eğer karanlık bir tarafınız varsa, bunu anlarlar ve size yaklaşmazlar.”

Project Nim - 2011

“Hayvanların bizim gibi bir kişilikleri olabileceğini bilmiyordum. Temiz kalpli olmalıydınız. Eğer karanlık bir tarafınız varsa, bunu anlarlar ve size yaklaşmazlar.”

12:50 pm, BY benbizzatkendim[3 notes]

picture
Till Gladje (Neşeye Doğru)  -1950
Ingmar Bergman

Marta: Akılda ve bedende o kadar bir boşvermişlik,ilgisizlik ve tembellik var ki sonunda hiçbir şeye inancın kalmıyor. Böyle gelmiş böyle gider diyorsun.Hayatın anlamı bundan ibaret.
Stig: Bir anlamı olmak zorunda değil.
Marta: Evet zorunda, yoksa bile uydurursun.Başka türlü yaşayamaz insan.

Till Gladje (Neşeye Doğru)  -1950

Ingmar Bergman

Marta: Akılda ve bedende o kadar bir boşvermişlik,ilgisizlik ve tembellik var ki sonunda hiçbir şeye inancın kalmıyor. Böyle gelmiş böyle gider diyorsun.Hayatın anlamı bundan ibaret.

Stig: Bir anlamı olmak zorunda değil.

Marta: Evet zorunda, yoksa bile uydurursun.Başka türlü yaşayamaz insan.

10:35 am, BY benbizzatkendim[22 notes]

video

Rüyalarını sinemaya uyarlayan yönetmen Terry Gilliam’ın 1991 yapımı filmi The Fisher King ile sinema tarihine kazandırdığı en güzel sahnelerden biridir. 

01:58 pm, BY benbizzatkendim[6 notes]

picture HD
Tirez Sur Le Pianiste (Piyanisti Vurun) -1960
François Truffaut

Tirez Sur Le Pianiste (Piyanisti Vurun) -1960

François Truffaut

02:03 pm, BY benbizzatkendim[7 notes]