it's just a ride

:( 

http://www.tubechop.com/watch/3106522


moviesincolor:

Request Week #13 - d4isyInto The Wild, 2007Cinematography: Eric Gautier

moviesincolor:

Request Week #13d4isy
Into The Wild, 2007
Cinematography: Eric Gautier


(Source: woiiiii, via flyingramophone)

bu burada dursun. 

http://www.tubechop.com/watch/3181021

Art from war weapons. Duma, Syria.

(Source: shalabiya)

» Yas

Ethem Sarısülük isteyip de olamadığımız o kahraman gibi. İnsanlığın ilk gününden beri adına şarkılar, destanlar yazılanlardan. 

"öyleydi ya! her insan gerçeklerle yüzleşmeliymiş. içinde bulunduğu zaman ve mekanla yüz yüze gelmeliymiş! böyle olmayan her şey atılmalıymış. bütün o güzel edebi yalanlar ve uçuşan hayaller havada vurulup yere indirilmeliymiş. böylece, otuz yıl önce, 1975’in bir pazar sabahı hepsini, noel baba’yı, başsız binici’yi, pamuk prenses’i, rumpelstiltskin’i, ana kaz’ı bir kütüphane duvarına yasladılar -ah, feryatları gitmiyor kulağımdan- ve onları kurşuna dizdiler. kağıttan şatoları, peri masallarının kurbağalarını, yaşlı krallarını ve ‘sonsuza dek mutlu yaşayan insanları’ yaktılar (çünkü kimsenin sonsuza dek mutlu yaşayamayacağı bir gerçekti elbette!), ‘evvel zaman içinde’ler, ‘asla!’ oldu. hayalet çekçek’in küllerini, oz diyarı’nın molozlarıyla birlikte savurdular, iyi glinda ve omza’nın etini kemiğinden ayırdılar ve çok renkliliği bir tayfölçerde ayrıştırdılar, biyologların ziyafeti’nde krema eşliğinde balkabağı jack’in servisini yaptılar! fasulye sırığı, dikenli bir bürokrasi böğürtlen çalısı tarafından kurutuldu. uyuyan güzel, bilim adamının bir öpücüğüyle uyandı ve onun şırıngasının ölümcül batışıyla göçüp gitti. alice’e bir şişeden öyle bir meret içirdiler ki, ‘tuhaf ve daha tuhaf’ diye bağıramayacağı kadar ufaldı ve ayna’ya balyozu indiriverip, onu, kırmızı kral’ı ve istiridye’yi binbir parçaya ayırdılar!”
(ray bradbury, mars günlükleri, 1950. ray, fahrenheit 451’den önce de kitaplar için ağlarken)

"öyleydi ya! her insan gerçeklerle yüzleşmeliymiş. içinde bulunduğu zaman ve mekanla yüz yüze gelmeliymiş! böyle olmayan her şey atılmalıymış. bütün o güzel edebi yalanlar ve uçuşan hayaller havada vurulup yere indirilmeliymiş. böylece, otuz yıl önce, 1975’in bir pazar sabahı hepsini, noel baba’yı, başsız binici’yi, pamuk prenses’i, rumpelstiltskin’i, ana kaz’ı bir kütüphane duvarına yasladılar -ah, feryatları gitmiyor kulağımdan- ve onları kurşuna dizdiler. kağıttan şatoları, peri masallarının kurbağalarını, yaşlı krallarını ve ‘sonsuza dek mutlu yaşayan insanları’ yaktılar (çünkü kimsenin sonsuza dek mutlu yaşayamayacağı bir gerçekti elbette!), ‘evvel zaman içinde’ler, ‘asla!’ oldu. hayalet çekçek’in küllerini, oz diyarı’nın molozlarıyla birlikte savurdular, iyi glinda ve omza’nın etini kemiğinden ayırdılar ve çok renkliliği bir tayfölçerde ayrıştırdılar, biyologların ziyafeti’nde krema eşliğinde balkabağı jack’in servisini yaptılar! fasulye sırığı, dikenli bir bürokrasi böğürtlen çalısı tarafından kurutuldu. uyuyan güzel, bilim adamının bir öpücüğüyle uyandı ve onun şırıngasının ölümcül batışıyla göçüp gitti. alice’e bir şişeden öyle bir meret içirdiler ki, ‘tuhaf ve daha tuhaf’ diye bağıramayacağı kadar ufaldı ve ayna’ya balyozu indiriverip, onu, kırmızı kral’ı ve istiridye’yi binbir parçaya ayırdılar!”

(ray bradbury, mars günlükleri, 1950. ray, fahrenheit 451’den önce de kitaplar için ağlarken)

(Source: vazgectimwagnerden)

selam. 

bir fotoğraf ancak bu kadar hüzünlü olabilirdi. :(

bir fotoğraf ancak bu kadar hüzünlü olabilirdi. :(

İnsanın ülkesi neresidir?
Belli bir yerdeki toprak parçası mıdır?
Oradaki ırmaklar mı?
Göller mi? Gökyüzü mü?
Ayın doğuşu mu?
Güneş mi?
İnsanın ülkesi ağaçlar mı,
bağlar, çimenler,
kuşlar, kayalar, tepeler
ve dağlar ve vadiler midir?
İklim midir?
Bir yerin ilkbaharı, yazı ve kışı mıdır?
Kulübeler ve evler,
şehrin sokakları…
masalar ve sandalyeler,
çay ve sohbet midir?
Yaz sıcağında dalında olgunlaşan
şeftali midir?
Toprakta yatan ölüler midir?
Göğün altında, o ülkenin her yerinde
konuşulan dilin sesi midir?
Genizden ve yürekten gelen şarkı mıdır?
O dans mıdır?
İnsanın ülkesi
havaya, suya, toprağa, ateşe
ve hayata ettiği şükran duaları mıdır?
Gözleri midir?
Gülümseyen dudakları mıdır?
Keder midir?

William Saroyan

We’re a virus with shoes.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25   Next »